KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE AZ NÜFUSLU TÜRK HALKLARININ DİLLERİ

Süer Eker*

Giriş
Son bir iki onyılda giderek entelektüelleşen ve aynı zamanda popülerleşen ‘tehlikedeki diller’teması kuşkusuz ‘küreselleşme”nin ürünü olarak toplumsal, ekonomik, eğitsel vb. gereksinim ve taleplerin yerel ve ulusal sınırları aşması ve bu sürecin özellikle az nüfuslu halklar için yaratabileceği işlevsizleşmeye hatta dil yitimine işaret etmektedir.

Bu noktada, ‘tehlikedeki diller’ temasının gündeme gelmesine yol açan etkenlerden biri de özellikle çokkültürlü ve çokdilli siyasal birliklerin açık veya örtülü, ajandalı veya ajandasız dil politikalarıdır. Hangi ekonomik ve siyasal sisteme sahip olurlarsa olsunlar EU (European Union), RF (Russian Federation) gibi çokkültürlü ve çokdilli ‘organizasyon’ların çok geniş ve derin hacimli lingua francaları (ortak dilleri) karşısında, az konuşurlu halkların dillerine yasal olarak sağlanmış olan statülerin egemen dil ya da diller karşısında simgesel olmaktan öte bir rolü ve işlevi bulunmamaktadır. Örneğin, yaklaşık 143 milyon nüfusa sahip Rusya Federasyonu içinde en yüksek Türk dili konuşuruna sahip ve ‘UNESCO Atlas of the World’s Languages in Danger’*1 yer alan ölçütlere göre ‘tehlikede olmayan’ Tatarcanın, 2010 nüfus sayımına göre Tataristan Cumhuriyeti’nin 3,786,486 olan toplam nüfusu içinde 2,000,000 Tatarın % 53,2 nüfus oranına sahip olduğu görülmektedir. Bu payın, Rusya Federasyonu’ndaki genel nüfusa oranı ise ancak % 3,9’dur. Bu nüfusun ne kadarının gerçek anlam-da Tatarca konuşuru olduğunu belirlemek ise mümkün değildir. Si-birya Türk halklarından Hakaslar ise 2010 nüfus sayım sonuçlarına göre; 72,959 nüfuslarıyla Rusya Federasyonu genel nüfusun ancak

0,05’ini oluşturmaktadır. **2Böyle bir orantısız demografinin dil-bilimsel ortama yansımaması mümkün değildir. Bu durumun az konuşurlu Türk dilleri aleyhine gelişmesi beklenebilir. Nitekim al-anlarda yapılan araştırmalar hatta ampirik veri ve gözlemler de aynı sürece işaret ediyor.

Öte yanda, deyim yerindeyse küreselleşmeyle birlikte dünya dillerinin yarattığı ‘dilbilimsel tsunami’nin ulaşamadığı dil coğrafyası kalmamış gibidir. Gelişen teknolojiyle ulusüstü

firmaların, yaşamın bütün alanlarında kurdukları ‘network’ler aracılığıyla neredeyse bütün ülkelerde ölçünleşen markalar ve ürünler yarattıkları görülüyor. Bu network ürünlerinin ‘nomenklatura’sı bir ölçüde ulusal dillere aktarılsa da, ulusal dillerin bu networklerin yarattığı bu ‘nomenklatura’ dalgalarına karşı koyma ve rekabet gücü tartışmalıdır, bu gücün sürdürülebilir bir ajanda yaratması ise zayıf bir olasılıktır. Bölgesel, yerel ve özellikle yalnızca sözlü geleneğe sahip dillerin rekabet şansı ise hiç yoktur. Az konuşurlu dillerin işlev alanlarının daralması, bir süre sonra folklorik ögeler ve altkimlikler-in bir referansı olmaktan daha öte bir anlam taşıyamaz hale gelmel-erine de yol açmaktadır.

Yukarıdaki saptamalardan hareketle 2003 yılında başlayan ve Türk-Kazak Üniversite ve Türk Akademisinin sponsorluğun-da MAYIS 2016’da yayımlanacak olan ‘Tehlikedeki Türk dilleri Elkitapları Projesi’, her biri, yazdığı dille ilgili uzun yıllara dayalı çalışmaları bulunan 25 ülkeden 100’den çok bilim insanının bir araya gelerek ortaya koyduğu, dünya çapındaki en geniş hacimli ve katılımlı çalışmadır.
Amaç

Bu projenin en önemli amacı uluslararası çevrelerin ilgisini Türk dünyasına çekmek, Türk dilli dünyanın az konuşurlu halk-larıyla ilgili Türk dünyasında geniş kitlelerde duyarlık yaratmak, var olan duyarlıkları güncel ve somut bilgi ile beslemek ve bu konudaki ortak bilincin gelişmesine katkıda bulunarak en azından bu dillerin bir kısmının son seslerini kaybetmeden kurtarabilecek yol ve yön-temleri gündeme getirmektir.

Bundan başka, yerel kültürün binlerce yılda yarattığı ‘unique’ birikimi ve bilgiyi yerel ve otantik çevresinden derlemek ve kayıt al-tına almak suretiyle bir ölçüde sonraki kuşaklara aktarabilecek Türk dünyası merkezli başka projelerin gündeme gelmesine öncü olmak da projenin amaçları arasındadır. Dört beş ciltten oluşacak görsel ögelerle de zenginleştirilecek bu ansiklopedik eser kuşkusuz bundan sonraki çalışmalar için de toplu bir referans kaynağı da olacaktır.
İçerik
Türk dilleri, İngilizce ve Rusça kaleme alınan telif ve tercüme 150’den çok makale içerik temel olmak üzere üç gruba ayrılmıştır.
BİRİNCİ GRUP : Kuramsal Makaleler
İKİNCİ GRUP : Paralel Planlı Makaleler
ÜÇÜNCÜ GRUP : Serbest Temalı Makaleler
İlk grupta yer alan makaleler tema ile ilgili bilim dünyasındaki en son gelişmeleri ele alan, değerlendirilen ve önemli bir bölümü Türkoloji dünyası için yeni ve ilk olacak yirmiye yakın makaleden oluşmaktadır. Bu bölümde yer alan makaleler arasında Türk dilleri arasındaki karşılıklı anlaşılabilirlik oranının ayrıntılı olarak ele alan ve değerlendirilen Robert Lindsay’e ait ‘Mutual Intelligibility Among the Turkic Languages (Türk Dilleri Arasında Karşılıklı Anlaşılabilirlik)’ başlıklı bu makale konuyla ilgili bu çapta ilk çalışmadır. Yine bu bölümde yer alan G. Anderson’a ait ‘Islamic Inner Asia: Endangered and Threatened Languages ( İslami İç Asya: Tehlikedeki ve Risk Altındaki Diller)’ başlıklı makale ile İç Asya’daki İslami halkların tehlikedeki dilleri ile ilgili yazıda Türk dilli dünya için de önemli değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Yine bu grupta yer alan Jala Garibova’nın ‘Language policy and linguistic culture: evolution of the concept of diversity’ (Dil Politikası ve Dilbilim Kültürü: Farklılık Kavramının Evrimi) adlı makalesi temanın kuramsal diğer yönlerini ele alan öncü çalışmalardan biridir.

İkinci gruptaki makalelerde Avrasya coğrafyasında Litvanya Karaylarından Çin Fu-Yü Kırgızlarına; Taymır yarımadasındaki Dolganlardan İran’ın güney batısındaki Kaşgaylara değin dilleri ve kültürleri yok olmak tehdit ve tehlikesi ile karşı karşıya olduğu değerlendirilen Türk haklarının dilleri standart paralel planla ele alınmaktadır. Bu dillerle ilgili liste aşağıdadır:

1. Ahıska 23. Litvanya Karay
2. Altay 24. Litvanya Tatar
3. Azak Urum 25. Lopnor
4. Baraba Tatar 26. Moldova Gagauz
5. Başkurt 27. Nogay
6. Belarus Tatar (yok olmuş du- 28. Nogay
7. rumda) 29. Pamir Kırgız
Bulgaristan Gagauz 30. Polonya Tatar (yok olmuş durumda)
8. Çulım Çuvaş Dolgan 31. Romanya Tatar
9. Estonya Tatar 32. Saha (Yakut) Sungur
10. Finlandiya tatar 33. Salar
11. Hakas 34. Sarı Uygur
12. Halaç 35. Sibirya Tatar
13. Harezm-Oğuz 36. Soyot
14. Horasan Kaşgay 37. Şor
15. Kafkas Urum 38. Telengit
16. Karaçay-Malkar 39. Tofa
17. Kazakistan-Oğuz 40. Truhmen
18. Kırım Karay 41. Tuba
19. Kırımçak 42. Tuva
20. Kuman (ölü dil) 43. Ukrayna Gagauz
21. Kumandı 44. vd.
22. Kumuk
Üçüncü bölümde yer alan makalelerin temaları ise, yukarıda adı geçen Türk dilleriyle ilgili dilbilim, toplumsal dilbilim, kültüroloji vb. farklı disiplinlere aittir.

JofEL
Projenin tanıtılması ve bitiminin ardından sürdürülebirliğinin sağlanması için yayımlanan Tehlikedeki Diller: Türk Dilleri Dergisi (Journal of Endangered Languages: Turkic Languages) de www. dergi.tehlikedeki.diller.com adresinde bilimdünyası uluslararası saygın bir yayın organı olarak gelişimi sürdürmekte, benzer amaçlarla kurulan Son Sesle (Last Voices) adlı web sitesi de www. tehlikedekidiller.com adreslerinde özellikle genç akademisyenlere yönelik olarak yazılı, görsel ve işitsel malzeme ile yayımlanmaktadır.

Добавить комментарий

Ваш адрес email не будет опубликован. Обязательные поля помечены *